Son Haberler
Kronik Yorgunluk Sendromu
Yorgunluk, günümüzde batı insanının en çok şikayet ettiği konuların başında gelmektedir. İnsanların en az %20’lik bir kısmı yorgunluğu, yaşamlarındaki önemli bir sorun olarak görmektedirler. Yapılan çeşitli çalışmalarda, genel populasyonun yaklaşık yarısının yorgunluk bildirdiği bulunmuştur. Ancak Kronik yorgunluk sendromu (KYS) basit bir dinlenme eksikliği değildir.
KYS çok sayıda romatolojik, infeksiyöz ve nöropsikiyatrik semptomlarla birlikte en az 6 ay süren, ciddi zararlar verici, yorgunlukla karakterize bir durumdur. KYS pek çok insan tarafından bilinmeyen bir hastalıktır. Ayrıca teşhisi zor bir hastalık olduğu için de milyonlarca insan sessizce bu sorunu çekmekte olabilirler.
Tıp dilinde “Stres Cevabı Disregülasyon Bozukluğu”, “Canlı Cenaze Sendromu” ya da “Kronik Yorgunluk Sendromu” terimi bugün modern tıptaki yerini almıştır. Muhtemelen 21. yüzyılın yeni ve yaygın bir hastalığı olacaktır.
KYS'nin yaygınlığıyla ilgili tahminler, hangi tanımlamanın kullanıldığına bağlı olarak değişmektedir. Genel erişkin populasyonda KYS yaygınlığıyla ilgili tahminler %0,007-%2,8 arasındadır. Birinci basamak ve genel pratikte %0,006-%3 arasında olduğu bildirilmektedir. Çocuk ve ergenlerde de KYS görülebilir, fakat belirgin derecede düşük orandadır. Genç, beyaz ve başarılı kadınları öncelikli olarak etkilediği saptanmıştır. KYS tanısı alan hastaların çoğu 30-40 yaşları arasındadır. Ayrıca A tipi kişilik özellikleri gösterenler, doktorlar başta olmak üzere sağlık çalışanları ve sorumluluğu fazla olan yönetici kadrosundakilerde fazla görüldüğü bildirilmektedir. Yapılan araştırmalara göre en çok sonbahar aylarında ortaya çıkmaktadır.
1994 yılında olgu tanımlamalarının yeniden gözden geçirilmesiyle, günümüze daha uygun ve geniş kullanım alanı sunan tanımlamalar yapılmıştır. Bu tanımlama şu şekildedir.
- Kişinin aktivite düzeylerini belirgin olarak azaltan ısrarlı yorgunluğun en az 6 ay sürmesini gerekir.
-
Bu 6 aylık süre boyunca,
- hafıza ve konsantrasyon kaybı,
- boğaz ağrısı,
- hassas lenf nodları,
- ağrıyan ve katı kaslar,
- birçok eklemde ağrı,
- yeni baş ağrısı,
- rahatlatmayan uyku,
- egzersiz sonrası ağrı belirtilerinden
en az 4’ünün bulunması gerekir.
Yeme bozuklukları, depresyon gibi duygudurum bozuklukları ve madde kullanımı gibi tıbbi nedenlerle açıklanabilen uzamış yorgunluk, KYS tanımlamasının dışında tutulmaktadır. Yorgunluk şiddetini ve kriter sayısını tam karşılamayan hastalarda, idiopatik kronik yorgunluk tanımlaması kullanılabilmektedir.
Hastalık öncesi genellikle iyi bir fiziksel hastalık ve tipik olarak grip benzeri bir durumla ani başlangıç bildirilmektedir. Sonuç olarak KYS önemli işlevsel bozukluklara neden olmaktadır. Hemen hemen tüm KYS hastaları, hastalığın istenmeyen diğer sonuçlarına ek olarak sosyal ilişkilerden geri çekilme hissinden söz etmektedirler. KYS olan hastalarının 1/3’ü hiç çalışmazken, 1/3’ ünün de yarım gün çalıştığı gözlenmiştir. Topluma dayalı yapılan çalışmaların sonuçları, kadın ve çalışmayan kişilerin, erkek , beyaz ve çalışan kişilere göre daha fazla işlevsel bozukluk ve semptom şiddetine sahip olabileceğini desteklemektedir.
KYS’nun adından da anlaşılacağı gibi, yorgunluk bu sendrom için ana belirtidir. KYS fiziksel, duygusal ve zihinsel bulgu ve belirtileri içerir. Bu hastalığa yakalananların genellikle getirdikleri yakınmalar şu şekildedir:
A. Fiziksel tükenmişlik belirtileri:
- Başka bir nedene bağlı olmayan ve istirahatle geçmeyen, 6 aydan uzun süren, ortalama günlük aktiviteyi en azından %50 azaltacak derecede, yatak istirahati ile düzelmeyen, sürekli veya tekrarlayıcı fizik ve ruhsal bitkinlik ve tükenme hissi,
- Güçsüzlük ve daha önce tolere edilebilen egzersizden sonra uzun süreli yani 24 saatten fazla bitkinlik,
- Enerji kaybı,
- Yıpranma,
- Hastalıklara daha hassas olma,
- Baş ağrıları,
- Bulantı,
- Kas krampları ve miyaljiler,
- Bel ağrısı,
- Denge kaybı,
- Hazım sorunları,
- Uyku bozuklukları,
- Çabuk yorulma,
- Hafif ateş veya üşüme,
- Boğaz ağrısı,
- Boyunda ağrılı lenf nodları,
- Açıklanamayan genelleşmiş kas zayıflığı,
- Kaslarda katılaşma,
- Gezici eklem ağrıları,
- Farenjit,
- Bazı hastalarda gribal enfeksiyon benzeri semptomlar.
B.Duygusal tükenmişlik bulguları:
- Fotofobi,
- Düşünmede zorluk,
- Gözlerinin önünde beneklerin uçtuğu hissi,
- Depresif duygulanım,
- Desteksiz ve güvensiz hissetme,
- Ümitsizlik,
- Kerpetenle ensenin sıkıldığı hissi,
- Unutkanlık,
- Evde-işte gerilim ve tartışma artışı,
- Kızgınlık,
- Net görememe,
- Mide ve bağırsak sisteminde problemler,
- Sabırsızlık,
- Huzursuzluk,
- Nezaket, saygı ve arkadaşlık gibi pozitif duygulanımlarda azalma.
C.Zihinsel tükenmişlik bulguları:
- Doyumsuzluk,
- Kendine, işine ve genel olarak yaşama karşı negatif tutumlar,
- İşi bırakma,
- Hafıza ve konsantrasyonda problemler,
- İşi savsaklama.
KYS'nin patofizyolojisi ile ilgili çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Uzamış yorgunluk ve KYS ile ilgili aile ve ikiz çalışmalarının sonuçları bu hastalıkların ailesel olabileceğini ve genetik etkenlerin önemini vurgulamıştır. Yorgunluk, dikkat, hafıza ve konsantrasyonda azalma ve baş ağrısını içeren kronik yorgunluk sendromu semptomları, bu sendromun patogenezinde Santral Sinir Sistemi (SSS) bozukluklarının olabileceğini düşündürmüştür. KYS'unda nöroendokrin etmenleri inceleyen çalışmalarda, hipotalamustaki azalmış kortikotropin salgılayan hormon üretimi ile tutarlı olarak endokrin fonksiyonunda bozukluklar bildirilmiştir. Amerikalı bir araştırmacı, virüslerin, bakterilerden gen çalarak yeni patojenlere (hastalık yapıcı organizma) dönüşebildiklerini öne sürmüştür.
KYS için tanımlanmış uygun fizyolojik marker ve fizik bulgu tanımlanmadığından, bazı araştırmacılar KYS’nun birincil olarak psikiyatrik bozukluk olduğunu savunmuşlardır. KYS’lu kişilerde o anda ya da yaşam boyu artmış Duygudurum Bozuklukları özellikle Majör Depresyon prevalansı bulunmaktadır. Yaygın Anksiyete Bozukluğu ve Somatoform Bozukluk KYS’li grupta genel popülasyondan daha fazla oranda bulunmaktadır.
Günümüze kadar KYS için tanı koydurucu sensitif ve spesifik bir test yoktur. Kronik yorgun hastaların klinik değerlendirmesi yorgunluğun altında yatan tıbbi ve psikiyatrik nedenlerin araştırmasını amaçlamaktadır.
Spesifik olarak düzenlenmiş egzersiz programları ve bilişsel davranışçı tedavi gibi nonfarmakolojik tedaviler KYS sonuçlarında iyileşme vaat etmektedir. Bunların kullanımı KYS semptomlarının sürmesinde bilişsel ve davranışsal faktörlerin rol oynadığını destekleyen çalışmalara dayanmaktadır. Bu ilişkide depresyon, kronik sırt ve göğüs ağrısı gibi durumların tedavisinde bilişsel davranışçı tedaviler aktiviteyi artırıp, etkili yöntemleri öğretebilir. KYS’nun bilişsel davranışçı tedavisi ile ilgili erken çalışmalar karmaşık sonuçlara sahipken, daha yeni ve kontrollü çalışmalar 13-16 seans bilişsel davranışçı tedavi alan hastaların %70’ den fazlasında KYS’nin fiziksel ve diğer belirtilerinde azalma bulmuşlardır. Görüşme ve önerilerde bulunma bile KYS tedavisinde ve birincil bakımda yararlı olabilmektedir.
Flexibilite ve relaksasyonla karşılaştırıldığında düzenli aerobik egzersizlerin yorgunluk, işlevsel durum ve sağlıkta önemli iyileşme sağladığı bildirilmiştir. Yorgunluğa karşı egzersiz fikri başta ters görülebilir ancak uzmanlar sürekli yorgunluk çeken kişilerin egzersiz ile gerek dayanıklılıklarını gerek bağışık sistemlerini geliştirebileceklerini belirtmektedirler.
KYS tedavisinde sonuçları bilinmeyen tamamlatıcı tedaviler de kullanılmaktadır. Bunlar; multivitaminler, enerji vericiler, bitkisel tedaviler ve özel diyetlerdir.
- Vitamin C, bağışıklık sistemini güçlendiren önemli bir antioksidandır. Stresli durumlarda veya hastalık durumunda bağışıklık sisteminin düzgün fonksiyonları için gereken Vitamin C miktarı artırmaktadır. Ayrıca C vitamini sağlıklı adrenal fonksiyonlar için de gereklidir, bu fonksiyonlar özellikle stresli durumlarla başa çıkabilmek için gereklidir.
- Magnezyum enerji üretimi, protein sentezi ve hücresel bölünme için gerekli olan çok önemli bir mineraldir. Günümüzde pek çok insanda magnezyum eksikliği görülmektedir.
- Demir eksikliği de anemi ve kronik yorgunluğa yol açan önemli bir etmendir.
- Vitamin B-kompleks ailesi B6, B12 ve folik asidi de içeren 11 B Vitamininden oluşmaktadır. B6 vitamini eksikliği de demir gibi anemi ve kronik yorgunluk ile bağıntılıdır. B12 vitamini eksikliği ise homosistein seviyelerinin artmasına yol açmaktadır. Yüksek homosistein seviyesi kalp hastalıklarına yakalanma riskinin artması anlamına gelmektedir. Bunun yanında KYS hastalarında homosistein seviyelerini yüksek, B kompleks vitamin seviyelerinin ise normalden düşük olduğu bulunmuştur.
- Vitamin E çok önemli bir antioksidan koruyucu olarak hücreleri toksinlerden ve serbest radikallerden korumaktadır.
- Potasyum eksikliği yorgunluk ve kas zayıflığına yol açmaktadır. Bazı KYS hastalarında potasyum enerjinin artmasını sağlayabilmektedir.
- NADH: Özellikle depresyon ile birlikte olan yorgunluk olgularında iyi sonuç alınan bir doğal destektir.
- Coenzyme-Q10: Uygun dozlarda hücrenin enerji üretim merkezleri olan mitokondride enerji üretimini arttırarak yorgunluğu azaltmaktadır.
- Siberian Ginsengi: Enerji verici etkileri nedeniyle çok yaygın kullanılan bir bitkisel destektir.
- Liquorice: Meyan kökü ekstrelerinin yorgunluk desteği olarak kullanımı çok eskidir. Böbrek üstü bezini destekler. Hipertansiyon sorunu olanların dikkatle kullanmaları gerekir. Glycyrrhizin aktif maddesi su ve tuz tutucu etki gösterir.
- St. John's Wort: Özellikle anksiyete ve depresyon ile birlikte olan yorgunluk sorunlarında iyi sonuç alınabilir. Hypericin aktif maddesi ile çok yararlı bir bitkisel destektir.
- Echinacea ve Astragalus: Uzun süreli yorgunluk sorunu olanlarda özellikle bağışıklık sistemi sorunlarının eşlik ettiği gözlenirse bu iki bitkisel destekten yararlanılabilir.
Bu tedavilerin etkinliğini araştırmak için yapılmış kontrollü çalışmalar hemen hemen hiç yoktur. Sadece randomize, çift kör plasebo kontrollü çalışmada magnezyum sülfa'ın sağlık üzerine ve KYS’unda işlevsellik üzerine pozitif etki gösteren bir madde olduğu bulunmuştur.
Artık çoğumuz tarafından bilindiği gibi yorgunluk ve halsizlikten şikayetçi olan kişiler için en iyi seçimler sebze, meyve, baklagiller, fındık ve deniz ürünleri ağırlıklı beslenmektir. Bunun yanında yağlı süt ürünleri, kırmızı et, alkol, şeker ve kafeinli içecekleri sindirebilmek daha zordur, dolayısıyla önerilmemektedirler.
Yorgunluk ile başa çıkmak için en önemli etkenlerden biri ise stresi azaltmaktır. Bu amaçla rahatlatıcı müzikler, yoga, meditasyon, pozitif imajinasyon gibi teknikler kullanılmaktadır.
KYS'un prognozu konusunda yapılan uzunlamasına çalışmalar, KYS’unun %17-64’ünde iyileşme, %10’undan azında tam düzelme, %10-20’ sinde kötüleşme göstermiştir. İleri yaş , uzun hastalık süresi, yorgunluk şiddeti, komorbid psikiyatrik hastalık kötü prognoz için risk faktörüdür.
KAYNAKÇA
Karataş, G. (2003). Kronik yorgunluk Sendromu. Erişim:www. Lokman.cu.edu.tr/
Psikiyatri/egitim/abdprog/2003-abd-kronikyorgunluk.pdf.
Özeral, H. İ. (1994). Kronik yorgunluk sendromu. Güncek kavramlar. Turgut Özal
Tıp Merkezi Dergisi, 1(2), 167-174.
Sayar, K. (2002). Tıbben açıklanamayan belirtiler. Türk Psikiyatri Dergisi, 2002, 13(3), 222-231.
Yorgunluk. Erişim: www. solgar.com.tr/arastırmalar.asp?action: Showprodcuct&product_id=14.
Kronik yorgunluk sendromu. Erişim:www.yaşamdersleri.com/yazar.asp?nick=Hipokrat
Dinlenmeye vakit ayırın. Erişim:www.dentalgazete.com/kritik.asp