Son Haberler
Facebook'ta Bizi Beğenin
Cinsel İşlev Bozuklukları
Cinsel ifade ve davranışlar yaşamımızın ayrılmaz bir parçasıdır. Cinsel yanıt döngüsünün istek, uyarılma ve orgazm evrelerindeki fizyolojik süreçlerinden birinde oluşan ve kişinin istediği biçimde ilişkide bulunmasını engelleyen durumlara cinsel işlev bozukluğu denilmektedir.
Normal cinsel tepkinin gelişmesine engel olan cinsel işlev bozukluklarının nedenleri çok boyutludur. Ayrıca hazırlayan, ortaya çıkaran ve sürdüren faktörler bulunmaktadır. Bunlar arasında; cinsellikle ilgili bilgi eksikliği ya da yanlış inançlar, cinsellikle ilgili gerçek dışı beklentiler, tutucu ve dindar bir ortamda yetişme, ailenin ve toplumun cinselliğe bakış tarzı, tacize uğrama, erken travmatik yaşantılar, evlilik öncesi ve dışı ilişkiler, yorgunluk ve stres, eşler arasında uyumsuzluk ve iletişim problemleri, aşırı alkol ya da ilaç kullanımı, acı, ağrı duyma ya da hamile kalma korkusu, eşin cinsel sorununun olması, kendinin ya da eşinin kontrolünü kaybedeceği korkusu, fiziksel ya da psikiyatrik hastalıklar, sorunun çözümü ile ilgili yanlış uygulamalar bulunmaktadır.
Kadınlarda cinsel işlev bozuklukları şu şekilde sınıflandırılmaktadır:
a.Cinsel İstek Bozuklukları: Bu tablo iki farklı biçimde görülmektedir.
Azalmış cinsel istek bozukluğu: İnhibe olmuş cinsel istek ya da libido azalması gibi terimlerle de ifade edilmektedir. Kadınlarda farklı biçimlerde seyredebilmektedir. Bazı kadınların cinselliğe yönelik ilgi ve istekleri azdır. Cinsel yakınlık ve etkinliğin başlatılmasında sorumluluk almazlar ancak kendileri cinsel olarak uyarıldıklarında genellikle cinsel uyarılma ve orgazm sorunu yaşamazlar. Bazı kadınlar ise cinsel açıdan uyarılma yönündeki tüm çabalara rağmen ilgi ve istek artışı hissetmezler ve bu grupta cinsel uyarılma ve orgazm sorunu da cinsel istek azlığına eşlik etmektedir.
Cinsel tiksinti bozukluğu: Bu bozuklukta kadın eşiyle cinsel ilişkide bulunmak durumunda kaldığında kaygı, korku, iğrenme hissedebilmekte hatta bazı durumlarda panik atak yaşayabilmektedir. Bozukluğun şiddetine göre cinsel tiksinti cinsel yaşantı sırasındaki salgılara ya da birleşmeye karşı olabildiği gibi öpme, okşama gibi cinsel etkinliklere karşı iğrenme olarak da ortaya çıkabilmektedir.
b. Cinsel Uyarılma Bozuklukları: Cinsel işlevin uyarılma evresinde oluşması beklenen fizyolojik değişikliklerin oluşmamasıdır. Normalde uyarılma evresinde cinsel organlara yönelen kan akımındaki artış ve kan damarlarındaki değişiklikler vajenin büyüme ve ıslanmasına neden olmaktadır. Cinsel uyarılma bozukluğunda tüm uyarma çabalarına karşın bu fizyolojik değişiklikler oluşmamaktadır.
c. Orgazm Bozuklukları: Orgazm eksikliği ya da orgazm yokluğu biçiminde ortaya çıkmakta ve genç kadınlarda daha sık görülmektedir. Orgazm bozuklukları birincil ya da ikincil, durumsal ya da her zaman olabilmektedir. Birincil orgazm bozukluklarında kadın ilk cinsel deneyiminden başlayarak orgazm olamamaktadır. İkincil orgazm bozuklukları ise sıklıkla kadının partneri ile olan genel ilişkisinin bozukluğundan kaynaklanmaktadır. Çoğu kadında bu bozukluk ikincil değil birincildir. Durumsal orgazm bozukluklarında ise kadın mastürbasyonla ya da başka bir partner ile orgazm olabilirken eşi ile orgazm olamamaktadır.
d. Cinsel Ağrı Bozuklukları: Vaginusmus ve disparani olarak iki şekilde görülmektedir.
Vaginismus: Cinsel ilişki denendiğinde vajinanın ilk üçte birini çevreleyen kaslarda yineleyici ya da sürekli biçimde istemsiz kasılmalar olmasıdır. Bu kasılmalara tüm bedendeki kasılmalar, bacakların kapanması, korku, kaçınma tepkisi eşlik edebilmekte ve cinsel ilişki ya gerçekleşmemekte ya da ağrılı biçimde gerçekleşebilmektedir. Vajinismus tedavi edilmediğinde yıllarca sürebilmekte, bu durumda evlilikte çatışmalarına neden olabilmektedir. Vaginusmus uygun cinsel terapilerle çok iyi cevap vermektedir.
Disparoni: Ağrılı cinsel ilişki anlamına gelmektedir. Ağrı vajen girişinde hissediliyorsa nedeni uyarılma eksikliği, hafif bir vajinusmus ya da vajinal enfeksiyonlar olabilmektedir. Cinsel birleşmenin süresi uzadıkça azalıyor ya da kayboluyorsa uyarılma eksikliği düşünülmektedir. Derin cinsel ilişki ile artıyorsa organik nedenler araştırılmalıdır.
Erkekte cinsel işlev bozuklukları şu şekilde sınıflandırılmaktadır:
a.Cinsel İstek Bozuklukları: Kadınlarda olduğu gibi iki farklı tipte karşımıza çıkmaktadır.
Cinsel istek azalması: cinsel eylem yapabilme yetisinin tam olmasına rağmen cinsel etkinlikle ilgili isteğin olmaması durumudur.
Cinsel tiksinti bozukluğu: cinsel istek azalmasından farklı bir durum olarak cinsel ilişkiden uzun süre ve aşırı derecede kaçma eğiliminin bulunmasıdır. Cinsellikle ilgili düşünceler bile yoğun kaygı yaratabilmektedir. Kimi zamanda terleme, çarpıntı, bulantı gibi fiziksel belirtiler ortaya çıkabilmektedir.
b. Cinsel Uyarılma Bozuklukları:
Erkek erektil bozukluğu: cinsel ilişkiyi tamamlamaya yetecek düzeyde peniste sertleşme olmaması, sertleşme gerçekleşse bile sürdürülememesidir. Birincil ya da ikincil olarak gelişmiş olabilmektedir. Birincil erektil bozuklukta ereksiyon hiçbir zaman sağlanamamıştır. İkincil tipinde ise geçmişte ereksiyonun normal olduğu bir dönem bulunmuştur.
c. Orgazm Bozuklukları:
Erken boşalma (prematür ejekülasyon): erkeğin istememesine rağmen çok az bir uyarılma ile cinsel ilişkiye başlamadan, başlar başlamaz ya da başladıktan hemen sonra ejekülasyonun gerçekleşmesidir.
Orgazm bozukluğu: yeterli cinsel uyarılma olmakla birlikte ejekülasyonun gerçekleşmemesi ya da çok uzun süre gecikmesidir.
d. Cinsel Ağrı Bozuklukları:
Disparoni: Cinsel ilişki sırasında yineleyici ve sürekli ağrının olmasıdır. Erkeklerde çok sık görülmemekle birlikte görüldüğünde vajene giriş ya da ejekülasyon sırasında olabilmesine rağmen sürekli değildir.
Cinsel İşlev Bozukluklarında Tedavi
Cinsel terapiler, cinsel işlev bozukluklarının çözülmesi amacıyla geliştirilmiştir. Çeşitli tekniklerin, kişilerin sorunlarına yönelik uyarlanması ve aşamalı olarak ev ödevlerinin yürütülmesi üzerine kurulmuştur. Terapinin hedefi bilişsel yeniden yapılandırma, davranış değişikliği ve fizyolojik yanıtın değiştirilmesidir.
İlk görüşmede sorunun ne olduğuyla ilgili olarak birey/eşlerle ayrıntılı bir görüşme yapılmaktadır. Sorun alanları belirlendikten sonra tedavideki hedefler çiftle birlikte saptanmaktadır. İlk görüşmeden itibaren çiftin cinsel bilgilerindeki yanlışlar düzeltilip, eksiklikler tamamlanmaya çalışılır. Çiftin genel ve özel iletişimi geliştirilirken bir yandan da özel teknikler öğretilip, uygun ev ödevlerine başlanmaktadır.
Cinsel terapilerde sorun bir kişi de olsa bile çiftin ortak sorunu kabul edilerek seanslar çiftle birlikte yürütülür. Ancak eşin katılmayı kabul etmediği ya da düzenli bir partneri olmayanlarla bireysel terapiler düzenlenmektedir. Terapinin sıklık ve sayısı çiftin/bireyin durumuna ve bozukluğun şiddetine göre değişebilmektedir.
Cinsel terapilerin başarısında, uygulanan yöntem ve terapistin profesyonel becerisinin olduğu kadar çiftin tedaviye uyumunun, düzelme istek ve çabasıyla birlikte verilen ev ödevlerinin düzenli yapılmasının da büyük rolü bulunmaktadır.
Cinsellikle İlgili Mitler ve Gerçekler
Mit: Erkekler cinsel ilişkiyi ister ve buna her zaman hazırdır.
Gerçek: Erkeklerde de cinsel istek yer, zaman ve duygusal duruma göre değişiklik göstermektedir.
Mit. Sevişmeyi başlatan kadın ahlaksızdır.
Gerçek: Kadınların da cinsel etkinliği başlatması ve eylem sırasında etkin olması doğaldır.
Mit: Sevişmek her zaman doğal ve kendiliğinden olmalıdır. Sevişme hakkında konuşmak ve düşünmek onu bozar.
Gerçek: Sevişme sırasında eşlerin birbirine geri bildirim vermesi cinsel yaşantının kalitesini artırmaktadır.
Mit: Sevişmede neyin normal olduğuna ilişkin belirli ve kesin kurallar vardır.
Gerçek: Normalin ne olduğu ya da yetersizlik ve anormallik olduğu, iki tarafın beklentisi ve anlaşması ile ilgilidir.
Mit: Cinsellikte başarıya ulaşmak önemlidir.
Gerçek: Cinsellik sınav gibi başarılacak bir şey değildir, zevk almaya yöneliktir.
Mit: Erkek cinsel ilişkinin sorumluluğu üstlenmek ve yönetmek zorundadır.
Gerçek: Kadınlarında erkekler kadar aktif olup ilişkiyi başlatabilirler.
Mit. Erkek ya da kadın sevişmeye hayır diyemez.
Gerçek: Görev anlayışı içinde sevişmek her iki cins içinde baskı yaratmakta ve cinsel işlev bozukluklarına neden olabilmektedir.
Mit. Eşler birbirlerini seviyorlarsa sevişmekten nasıl zevk alacaklarını da bilirler.
Gerçek: Çiftler karşılıklı haz alarak nasıl sevişeceklerini birbirlerinden öğrenirler.
Mit: Cinsel birleşme sırasında fantezi kurmak yanlıştır.
Gerçek: Bireyin aklından geçenler sevişme konsantrasyonunu bozmuyorsa ve bunlar eşe de hitap ediyorsa bir sorun yoktur.
Mit: Cinsel ilişki sırasında mastürbasyon yanlıştır.
Gerçek: Çiftin ortak görüşüne bağlı olarak gerektiğinde sevişme sırasında uygulanmasında yanlış bir şey yoktur.