Son Haberler
Ölüm ve Yas
Yaşam süreci içinde hepimiz olumlu olaylar kadar olumsuz sorun ya da durumlarla karşılaşmaktayız. Bunların pek çoğuyla bir şekilde baş eder ya da üstesinden gelebiliriz. Ancak bazen öyle olaylar olur ki yaşamlarımız belirgin biçimde etkilenir. Sevilen birinin kaybı (özellikle çok genç, beklenmedik, kaza, hastalık sonucu vb. durumlarda gerçekleşmişse) bunlardan biridir. Ölüm nasıl ki kaçınılmaz ve evrensel bir yaşantıysa insanların kayıp durumunda yaşadığı ortak duygular ve yaşantılar da bulunmaktadır.
Keder, kayba karşı verilen içsel duygu tepkilerinden biridir. Birey kendisi için önemli olan şeylerin ( iş, arkadaşlık, sevdiklerinin güvenliği, ev vb.) kaybı durumunda duygusal acı yaşamaktadırlar. Keder, genellikle sevilen birinin ölümü karşısında yaşanılan duyguları tanımlamaktadır. Yas ise sevilen bir kişi öldüğü için ondan yoksun kalma durumunda yaşanan duyguların dışa vurumudur. Yas kişisel ve bireysel bir yaşantıdır. Kişilik özellikleri, başa çıkma becerileri, korkular, kaybın doğası gibi pek çok etmene bağlıdır.
Psikiyatrist E. Kübler-Ross, yasın beş aşamalı bir süreç olduğunu bildirmiştir:
- İnkar: Bu benim başıma gelemez.
- Öfke: Niçin bu oldu? Suçlu kim?
- Pazarlık: Bu olamaz eğer olmazsa ben….yapacağım.
- Depresyon: Hiçbir şey yapamayacak kadar üzgünüm.
- Kabullenme: Her şeyi olduğu gibi kabul ediyorum.
Kayıp insanları farklı şekillerde etkilese de, birçok insan yas sırasında aşağıdaki belirtileri yaşamaktadır. Çıldıracak gibi olma, kötü bir rüya gördüğünü düşünme, dini inançlarını sorgulama gibi yasın erken evrelerinde yaşanan deneyimlerin hemen hepsinin normal olduğu unutulmamalıdır.
- Şok ve inkar: Kaybın hemen sonrasında olanları kabul etmek zordur. Kişi kendini uyuşmuş hissedebilir, kaybın gerçekten olduğuna inanmayabilir ya da gerçeği inkar edebilir. Sevilen biri öldüğünde onun gittiği bilinse bile ortaya çıkması beklenebilir.
- Hüzün: Yoğun üzüntü muhtemelen yasın evrensel yaşanan bir bölümüdür. Boşlukta olma duygusu, umutsuzluk, özlem, ya da yoğun bir yalnızlık duyguları yaşanabilir. Ayrıca yoğun bir üzüntüyü ya da aşırı ağlama olabilir.
- Suçluluk: Ölen kişiye karşı yapılan/yapılmayan davranışlar ya da söylenilen/söylenilemeyenlerle ilgili suçluluk duyguları, inkar ya da kabul edilebilmektedir. Belirgin olan bazı duygular (örn. İyileşmesi zor bir hastalıktan dolayı uzun süre yattıktan sonra ölüm gerçekleştiğinde hissedilen rahatlık duygusu) nedeniyle suçluluk yaşanabilmektedir. Ölüm gerçekleştikten sonra yapılacak her şey yapılmış olsa bile ölümü engelleyebilecek bir şey yapmadığı için bile suçluluk hissedilebilmektedir.
- Kızgınlık: Kayıp kimsenin suçu olmasa bile kırgınlık ve kızgınlık hissedilebilmektedir. Sevilen biri kaybedildiğinde kişi kendini, Allah’ı, doktorları, hatta ölerek kendini terk etmiş olan sevdiği kişiyi bile suçlayabilmektedir. Birey yaşadıklarının adil olmadığını düşündüğü için birini suçlama gereksinimi duyabilir.
- Korku: Önemli bir kayıp korku ve endişeleri tetikleyebilmekte kaygı, mutsuzluk ya da güvensizlik duyguları hatta panik atak yaşanabilmektedir. Sevilen birinin ölümü kişinin kaybettiği kişi yanında olmadan kendinin nasıl öleceğiyle ilgili korkularını da tetikleyebilmektedir.
- Fiziksel Belirtiler: Genellikle kederi tamamıyla duygusal bir süreç olarak düşünmekteyiz ama keder sıklıkla tükenmişlik, bulantı, bağışıklık sisteminin zayıflaması, kilo kaybı ya da alımı ağrı/ sızı ve uykusuzluk gibi fiziksel belirtiler de içermektedir.
Yasla İlgili Mitler ve Gerçekler:
Mit: Eğer acıyı yok sayarsan daha çabuk geçer.
Gerçek: Acıyı görmezden gelmeye çalışmak ya da yüzeye çıkmasına izin vermemek uzun vadede daha kötüleştirecektir. Gerçek bir iyileşme için yasla yüzleşmek ve onunla aktif olarak uğraşmak gerekir.
Mit: Kayıpla yüzleşirken “güçlü olmak” önemlidir.
Gerçek:Üzüntü, korku, ya da yalnızlık gibi duygular kayba karşı verilen normal tepkilerdir. Ağlamak zayıf olmak anlamına gelmez. Cesur bir tavırla aile ya da arkadaşları korumaya kalkışmamak gereklidir. Gerçek duyguların paylaşılmasının herkese yardımı dokunacaktır.
Mit: Eğer ağlanmıyorsa bu kayıp konusunda üzüntü yaşanmadığı anlamına gelir.
Gerçek: Ağlama üzüntüye verilen normal bir cevaptır fakat tek tepki biçimi değildir. Ağlayamayan insanlar diğerleri kadar derin acı hissediyor olabilirler ancak onlar bunu başka biçimlerde ifade etmektedirler.
Mit: Yas en azından bir yıl sürmelidir.
Gerçek: Yas süresiyle ilgili doğru ya ada yanlış zaman yoktur. Bu sürenin ne kadar olacağı kişiden kişiye değişmektedir.
Kayıp sonrası kendiniz için yapılabilecekler:
1. Destek almak
- Aile ve arkadaşlarla yakınlaşmak: Güçlü ve kendine güvenli biri olsanız bile size uygun desteği verecek insanlara yaslanmalısınız. Sizi seven yakınlarınızdan kaçmak yerine sundukları desteği kabul edin. Kimi zaman insanlar yardımcı olmak isterler ama ne yapmaları gerektiğini bilemeyebilirler. Onlara neye ihtiyacınız olduğunu söylemelisiniz (bir omuzda ağlamak, cenaze işlemlerinin yapılması vb.)
- Dini açıdan yapılması gerekenleri yerine getirmek. Dua okumak, camiye gitmek vb. uygulamalar rahatlatıcı olmaktadır.
- Destek gruplarına katılmak: Çevrenizde sizi seven insanlar olsa bile yas kendinizi yalnız hissetmenize neden olabilir. Sizinle benzer kayıpları yaşamış olan insanlarla duygularınızı paylaşmanın yardımı olabilir.
- Terapist ya da danışmana başvurmak: Acınız dayanamayacak kadar büyük olduğunu hissettiğinizde bu konuda deneyimli bir ruh sağlığı uzmanından yardım alabilirsiniz.
2. Kendinize bakmak
- Duygularınızla yüzleşin: Yasınızı bastırmak isteyebilirsiniz ama bundan sonsuza kadar kaçamazsınız. Bu duygularla başa çıkmak için acınızı kabul etmelisiniz. Kayıp, üzüntü ve duygulardan kaçmaya çalışmak sadece yas sürecini uzatır. Çözümlenmemiş keder depresyon, kaygı, madde kötüye kullanımı ve sağlık sorunları gibi komplikasyonlara neden olabilir.
- Duyguları somut ya da yaratıcı bir şekilde ifade etmek: Kaybınızla ilgili olarak bir dergiye ya da günlüğünüze yazılar yazabilirsiniz. Eğer sevdiğiniz birini kaybettiyseniz ona asla söyleyemediğiniz şeylerle ilgili bir mektup yazabilir, onunla ilgili bir albüm hazırlayabilir ya da onun için önemli olan dernek ya da örgütlerde görev alabilirsiniz.
- Zihin ve beden birbiriyle bağlantılıdır. Fiziksel olarak iyi hissettiğinizde duygusal olarak da daha iyi hissedersiniz. Yeterince uyumamak, yemek yememek, egzersiz yapmamak stres ve yorgunluğa neden olmaktadır
- Acı ve yasınızı uyuşturacak, duygu durumunuzu yüzeysel olarak yükseltecek madde ve ilaçlar kullanmayın.
- İnsanların size nasıl hissetmeniz gerektiği konusunda önerilerde bulunmalarına izin vermeyin ve aynı şeyi kendinizde kendinize yapmayın. Yas size ait bir duygudur ve başka hiç kimse ne zaman başlayıp ne zaman biteceğini söyleyemez. Duygularınız ne olursa olsun utanmadan ve yargılamadan yaşamınıza izin verin. Ağlamak ya da ağlamamak, çığlık atmak, kızgın olmak hepsi doğaldır. Bu süreçte gülmek ya da bazı zamanlarda eğlenmekte normaldir. Gerçekten hazır olduğunuzda da yasın bitmesine izin vermelisiniz.
Yas sürecideki birine yardımcı olmak için:
- Duygularını açmasını ve paylaşmasını sağlayın.
- Onların yanında zaman geçirin.
- Konuşmak istedikleri zaman dinleyin.
Yas ne zaman biter?
Sevdiğiniz birini kaybetmekten dolayı duyduğunuz üzüntü asla tamamen bitmez ama yaşamınızın merkezinde yer almamalıdır. Kaybın acısı yaşamınızı sürdürmenize engel olacak kadar ciddi ve sürekliyse komplike yas olarak bilinen süreçte bulunuyor olabilirsiniz. Komplike yas, yoğun yas durumuna sıkışıp kalmak gibidir. Ölümün gerçekleşmesinden çok sonra bile kabullenmekte zorlanılır ya da bireyin zihni ölen kişiyle o kadar meşguldür ki günlük ilişki ve işlerini etkilenmiştir.
Yas ne zaman bitmez?
Sevilen birinin ölümünden sonra üzgün, uyuşmuş gibi ve üzgün hissetmek normaldir. Fakat zamanla duygular yoğunluğunu kaybeder ve yaşama kaldığı yerden devam etmek gerekmektedir. Kişi geçen zaman süresince kendini daha iyi hissetmeye başlamadıysa ya da yas daha ağırlaştıysa bu komplike yas ya da majör depresyon gibi daha ciddi problemlerin geliştiğinin işareti olabilir.
Yas ve depresyon arasındaki farklılıklar nelerdir?
| Yas | Depresyon |
|
|
Ne zaman profesyonel yardım almak gerekir?
Aslında normal işleyen bir yas süreci herhangi bir müdahaleyi gerektirmez ancak hiçbir yas sürecinin de bu kadar normal olduğunu söylemek ya da olacağını kestirmek mümkün değildir,
Komplike yas ya da depresyon semptomları söz konusuysa ruh sağlığı uzmanına başvurmak gereklidir. Komplike yas ve depresyon tedavi edilmezse ciddi duygusal hasara, yaşamı tehdit eden sağlık sorunlarına hatta intihara bile yol açabilmektedir. Terapi kişinin kendini daha iyi hissetmesini sağlayabilir.
Aşağıdaki belirtilerin varlığında bir uzmana başvurmak gereklidir.
- Hayatın yaşamaya değer olmadığını hissetmek
- Sevilen kişiyle birlikte ölmüş olmayı dilemek
- Kayıptan dolayı ya da kaybı önleyemediği için kendini suçlamak
- Birkaç haftadan uzun süren uyuşmuşluk ve başkalarıyla bağlantı kurmama
- Kayıptan sonra diğer insanlara güvenmekte güçlük çekme
- Normal günlük aktivitelere geri dönememek
Kaynaklar:
.Elisabeth Kübler-Ross. Ölüm ve Ölmek Üzerine.1997. Boyner Holding Yayınları
Oğuz E. Berksun. Yas ve Ölüm. Psikososyal ve Medikal Yönleriyle Kayıp. Kriz Dergisi 3 (1-2) 68-69. Erişim: www.dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/21/70/676.pdf
Grief: Loss of a Loved One. Erişim:http://www.medicinenet.com/loss_grief_and_bereavement/article.htm
Myths and Facts About Grief. Erişim :http://www.hns.org/CenterforGriefHealing/tabid/89/Default.aspx
Grief. Erişim: www.hospicefoundation.org/pages/page.asp?page_id=78853
Supporting a Grieving Person. Helping Others Through Grief, Loss and Berevement. Erişim: www.helpguide.org/mnetal/helping-grieving.htm
Coping with Grief And Loss: Erişim: www.helpguide.org/mental/grief_loss.htm