Hipnoz Terapi

Hipnoz bilinçaltına açılan gizemli bir kapı, zihni anlamada bir rehberdir. Hipnoz kişinin o anda gerçeğin farkında olmasına rağmen ondan ayrı olduğu hissine sahip olduğu yoğun bir fiziksel ve zihinsel rahatlama durumudur. Farklı bir bilinç ve algılama durumudur. Bilinç kaybolmaz aksine yüksek bir algılama kapasitesi ile zihnin değişik katmanlarında dolaşır. Normal düzeyde zekası olan herkes rahatlıkla ve çoğu zaman kendiliğinden hipnoz haline ulaşabilir. Çünkü hipnoz zaten zihnin doğal bir durumudur. Günlük yaşamımız da bazen yoğun bir dikkatle kitap okurken veya televizyon seyrederken ya da biriyle konuşurken bize seslenen diğer kişiyi duyamamamız yine hipnotik bir etkiden kaynaklanır. Akşam yatarken sabah 04.00’de kalkmamız gerektiğini düşünerek yatmamız sonra da gözümüzü açtığımızda saatin tam 04.00 olduğuna şahit olduğunuz durumlar olmuştur. Bazen de saatlerce sürecek bir işi çok kısa süre içinde yapıp sonra da bunu nasıl yetiştirdiğimizi hayretle düşündüğümüz durumlarda hipnotik etkiyle açıklanır. Bazen de kendiliğinden daha da derin hipnoz haline ulaşırız ve telkine daha da açık hale geliriz. Derin hipnoz halinde verilen telkinler bilinçaltı tarafından otomatik kabul edilir ve yerine getirilir.  Örneğin vücudumuz da ki acıyı hissetmemek ancak derin hipnoz halinde mümkündür. Bazen elimizde ya da kolumuzda bir morluk fark ederiz. Bir anda “bu nasıl oldu?” deriz. Bir işe aşırı dikkatle dalmışızdır ve yaralandığımızı fark etmeyiz. Daha derin hipnoz halleri de vardır.

Hipnozun ne olduğunu anlayabilmek için öncelikli olarak ne olmadığı bilmek gerekmektedir. Hipnozun sahne gösterilerinde kullanımı birçok yanlış inancında gelişmesine sebep olmuştur. Hipnozla ilgili yanlış bilinenlerini öğrenmemiz hipnozu daha kolay anlamamızı sağlayacaktır.
 

  •  İrade: Bir insanın inançları ve normal davranışları dışında davranması bilinen bir durumdur. Yani zihin formatlama diye bir şey vardır. Ama tedavi ortamında bu tip koşullar oluşmaz. Kişinin istemi dışında davranışlar da ve ifadeler de bulunması mümkündür ama bu hipnoterapi değildir. Tıbbi etik kurallarının dışındadır.
     
  • Kimler Hipnoz Olur: Herkes Hipnoz olur Ancak bazı insanların diğerlerinden çok daha zor hipnoz olduğu gerçektir.Burada etkili olan hipnoz olan kişinin bireysel özellikleri devreye girer.  Eğer kişi, korkuyorsa, analitik düşünüyorsa, dikkat problemi varsa  hipnoz olmakta zorlanırlar.
     
  • Hipnoz Zihin İlişkisi: Her insan birçok durumda farkında olmadan hipnotize olabilirler ve bu nedenle hipnoz olma ile zihinsel kabiliyet arasında bir bağlantı yoktur. Hipnoz her bireyde meydana gelen doğal bir zihin durumdur. Hipnoz olan kişi zayıf bir zihne sahip değildir. Aksine hipnoz olan kişi kendine yönelik daha güçlü bir müdahaleye kabiliyetine sahip hale gelir.
     
  • Paylaşım: Hipnoz karşılıklı bir zihinsel paylaşımıdır. Bir amaca yönelik ortak bir uygulamadır. Kişi hipnoza girmek istemezse, girmez. İçinde bulunulan koşullar önemlidir. En istekli kişi bile olumsuz koşullarda hipnoza girmeyebilir.
     
  • Kontrol: Kişinin hipnotiste devrettiği bir kontrol yoktur. Kontrol her zaman kişidedir. Verilen telkinlere uyup uymamak onun kontrolündedir. Hipnoz halindeki kişi isterse telkinleri izlemeyebilir ama o zaman da hipnoz hali sona ermiş olur. Eğer kontrolün kendisinde olduğunu kontrol etmek isterse hipnoz hali ortadan kalkar.
     
  • Yararlık-Zararlılık: Hipnoz doğal bir durum olduğundan kişiye zarar vermesi mümkün değildir. Ancak hipnozu yapan kişinin donanımı kişiyi olumsuz etkileyebilir. Yetersiz bir hipnozcu, bir kişinin zihinsel bütünlüğüne kötü niyetle ya da cehaleti nedeniyle zarar verebilir. Ama zararı veren hipnozun kendisi değildir. Hipnotist’in müşteriyi iyi yönetememesi problem yaratabilmektedir.
     
  • Bağımlılık: Hipnoz uygun kullanıldığında acı çeken bir kişiye son derece güçlü bir yardım aracı olarak kullanılabilir. Bu ihtiyaç devam ettiği sürece bir kişinin yararını gördüğü bir yönteme bağlanması doğaldır. Self-hipnozu öğrenerek sürekli kullanması onu günlük streslerinden kurtulmakta büyük bir kolaylık sağlar. Ancak bunu bağımlılık olarak addedemeyiz.
     
  •  Gevşeme: Gevşeme hali hipnoz olabilmek için şart değildir. Her gevşeme halinde hipnoz olmayabilir. Her hipnoz da kişi gevşemeyebilir. Dikkat ve odaklanma yeterlidir.
     
  • Tedavi Özelliği: Hipnoz tedavi açısından tek başına bir olgu değildir. Hipnozun başlı başına tedavi edici bir özelliği yoktur. Hipnoz durumu kişinin telkin alıp tedavi olabilmesine olanak verdiği için tedavi de kullanılan bir araçtır. Yalnızca tedavide de kullanılmamaktadır. Eğitimde, siyasette, reklamda, sahnede ve kişileri manipüle etmekte de kullanılabilir.
     
  • Hafıza: Hafızayı bilgisayarla karşılaştırma işi yanlıştır. Hafıza her hatırayı olduğu gibi alıp kodlamaz. Olaylar algılarla birlikte saklanır. Bu nedenle bozulmaya maruzdurlar. İnsanlar gerçekte olmamış şeyleri hatırlayabilirler. Belli bir parçasını hatırlayabilirler. Bir çok olaydan parçalar alıp yeni bir olay yaratabilirler. Bu sebeple hipnoz da hatırlanan bilgiler tam olarak güvenilir olmayabilirler.
     
  • Hipnozdan Çıkamama: Hipnoz bir uyku hali olmadığından, toplumdaki yanlış inançlardan biri olan uyanamama gibi bir durumda yoktur. Hayatı farkında olmadan yaşayan kişiler düzenli olarak hipnozda yaşadığı söylenebilir. Dolayısıyla hipnozda  olma bu kişiler için bir yaşam biçimi ve tercihtir. Hipnotist’in ilgilisi uygulamalar esnasında kişinin üzerinden kalktığında kişi isteği doğrultusunda kendiliğinden hipnozdan çıkabilir.
     
  • Hipnoz-Uyku İlişkisi: Hipnoz uyku değildir. Fiziksel yönden uykuyu andırır. Ama zihinsel yönden uyanıktır. En derin hipnozda bile kişi çevreden gelen uyaranları fark eder ve dilediği taktirde tepki verebilir. Bazı kimseler hipnozda uyuduğunu zannedebilirler. Aslında burada olan kişinin doğal yönden ya da terapistin telkinine bağlı olarak seansı hatırlamamasıdır. Aynı zamanda hipnoz durumu aşırı rahatlama ve gevşeme hali olduğundan kişi uzun süren hipnoz seanslarının ardından uykuya kendiliğinden dalabilirler ama bu hipnoz değil, hepimizin bildiği doğal uyku sürecidir.
     
  • Hipnoz Ritüelleri: Hipnoz oluşması için kalıplara bağlı bir rutine gerek yoktur. Birçok klasik hipnotik olay bu rutinlerin dışında oluşur. Monoton ve rutin bir özelliği olan her türlü konuşma bir süre sonra dinleyende farklı etkiler oluşturmaya başlar. İnsan ritmi sever ve ritmik olan tüm seslerle bilinçaltı için en tanıdık ses anne kalbinin ritmidir. Bu nedenle her türlü ritmik olay ya da ses karşısında hipnoz olma eğilimi artar.

 

Beni Arayın